|
Pedam'a Hosgeldiniz
Depresyonu Anlamak
Cogu arastirmada % 8-20 oraninda major depresyon duzeyinde depresif sikayete rastlanmistir. Kalitimsal egilimin oldugu major depresyon vakalarinin 30 lu yaslarda en yuksek duzeyde oldugu gozlenmistir.
Major depresyon ayrilmis ve bosanmis kisilerde en cok;bekar ya da evlilerde ise onceki gruba oranla daha az gozlenmistir. Esini yeni kaybetmis kisilerde ise gene yuksek oranda major depresyona rastlanmistir. Gene bir calismanin sonuclarina gore bekar kadinlarda evlilere gore daha az oranda depresyona rastlanmis ; erkeklerde ise evlilik, depresyon riskini bekarliga gore azaltmistir. Bu kisilerin ailelerinde intihar ve alkolizme yuksek oranda rastlanmistir.
Yapilan bir calismada son bes yil icinde en az alti ay sure ile issiz kalan kisilerde 3 kat daha fazla major depresyona rastlanmistir.
Major depresyonun erkekler icin hayat boyu gorulme olasiligi % 2-12 ; kadinlar icin % 5-26 arasinda bulunmustur. Arastirmalara gore her yil major depresyon hastalarina yuz bin kiside 247-598 kadin; 82-201 erkek yeni vakanin eklendigi saptanmistir.
Depresyonun olusumunda etkili olan kisisel ozellikler:
-Ofke ve nefretin, cevresindeki kisilerin kaybina yol acacagi dusuncesiyle onlara yonlendirilemeyip, kendisine yonlendirilmesi (bu yapidaki bir kisilik hayatin ilk 1-2 yillik doneminde duzenli ve yeterli bir anne-cocuk iliskisi yasamamistir.Kisinin yasadigi depresyon gercek ya da farzedilen bir kayip ile baglantilidir).
- Kisinin kendisi,cevresi ve gelecekten beklentileri,idealleri ile kendi gercek durumu o kadar farkli, gercekdisi ve orantisizdir ki , bu yuksek standartlara ulasamamak kiside gucsuzluk ve yalnizlik dusunceleri ile depresyona yol acabilir.
-Kisinin superegosu ( ustbenlik) o kadar kuvvetli ve baskindir ki surekli kisiyi kisitlayip, suclar, zevk verici ,rahatlatici etkinliklerden alakoyup, adeta iskence eder.
-Kisinin cevresindekiler ondan o kadar cok sey beklemektedir ki ,kisinin bu beklentileri karsilamasi olanaksizdir. Bu da zayiflik ve caresizlik dusuncelerinin gelisip, depresyona gidise yol acabilir.
-Kisinin kucuklugunden itibaren sevip, saygi ve gurur duyacagi, ondan da destek ve sicaklik gorecegi, benzemek istedigi, imrendigi, idealize ettigi duzeyde bir kisi (baba, anne, ogretmen ,akraba vs) yoktur. Bu da kisiligin gelisimini olumsuz yonde etkiler ve kendine guven kaybi ve depresyona yol acabilir.
-Cocuklukta anne-baba ayriligi ya da kaybi, stresli kosullar karsisinda yeterli destegi bulamayip, yanlis ya da yetersiz basacikma mekanizmalari gelistirmesine, bu da ileri donemde depresyona zemin hazirlayabilir.
- Sahip olunan kisilik yapilari da depresyon gelisiminde etkilidir. Obsesif-kompulsif ,bagimli, histrionik ve sinirda (borderline) kisilik bozuklugu gosterenlerde depresyona egilim daha yuksektir.
Depresyonlu bir kisinin gorunumu :
Kisi aglamakli, nesesiz, sanki dunyayi sirtinda tasiyor gibi bitkin, omuzlari cokmus bir gorunumdedir. Kisilerin eglenip guldugu seyler, onlarda ayni etkiyi olusturmayabilir.
Bazi durumlarda da kisiler bu durumda olduklarini kabul etmek istemezler ve bunu gostermezler. Bu durumda kisi vucutsal belirtiler (bas, karin, eklem vs. agrilari, carpinti, nefes darligi gibi kaygi durumlari ya da cinsel bozukluk belirtileri ile basvurabilir.
Karsilasilabilecek cinsel bozukluk durumlari arasinda hem erkek hem de kadinlarda cinsel istekte azalma, on siralarda yer tutmaktadir. Kadinlarda depresyon sirasinda adet donemlerinde gecici kesilmeler, orgazm sorunlari gorulebilmektedir. Erkeklerde ise erektil disfonksiyon diye adlandirdigimiz sertlesme bozuklugu gorulebilmektedir. Bazi vakalarda ise atipik depresyon dedigimiz durumlarda ( klasik depresyondan farkli olarak asiri uyku, kilo alma, uykuya dalma guclugu, sabah veya aksam mutluluk duzeyinde kotulesmeler ) cinsel istekte artislar ve tekrarlayici cinsel iliski istekleri gorulebilmektedir.
Istek ve ilgilerde azalma ve kayiplar baslangicta bir takim seyleri mecburen ve daha uzun surede ,oflayip,puflayarak yapmakla baslar. Hoslanilarak yapilan etkinliklerde de azalma ve artik hic birseyden zevk almama , hayattan soguma ile surer. Kisiler cocuklari, eslerine karsi hic birsey hissetmezler . Intihari tek cikar yol olarak gorebilirler.
Kendiliginden yaptiklari dogal hareketleri azalir. Bakislari yere dogru dogru yonelmis olup, boyun ve govdeleri one egik durur. Konusmalari da hareketleri gibi azalmis olup, yavas ve kisik sesle konusabilirler. Sorulara yanit vermek icin gereken sure uzamis ve tek kelimeyle yanit alinmistir. Zamanin cok yavas gectigi ya da durdugu seklinde bir algi yasanmaktadir. Unutkanlik, konusma, tv den birseyler izleme ,konusulanlari anlama gibi konsantrasyon gereken durumlarda dikkati yogunlastiramama " soylenenlerin bir kulaktan girip digerinden cikmasi" durumu olusmaktadir. Karasizlik basit seyler uzerinde bile secim yapamama bulunmaktadir. Gecmisin aci hatiralari daha cok hatirlanip, israrla bunlarin akla gelip, kendini suclama, gelecege yonelik umutsuzluk, hicbir seyin daha iyi olmayacagi, hastaliginin artacagi, ekonomik duzeninin bozulacagi , "ne olacak bu memleketin hali" seklinde verimsiz kotumser dusunceler gozlenir.
Kisilerde olumsuz ya da gercekdisi degerlendirmeler gorulebilir. Birseylerden yoksunluk, eksiklik dusunceleri, kendini yeterli gormeme, gercekustu boyutta kendini suclama, umitsizlik, kotumserlik, kendine kimsenin yardim edemeyecegi dusunceleri, olum ve intihar dusuncelerinin yineleyerek akla gelmesi fazla miktarda gorulmektedir. Tedavi olmayan ya da yetersiz tedavi alan hastalarin % 15 e ulasan bir kisminda intihar gorulebilmektedir.
Uyku bozuklugu gece cok fazla miktarda uyanma ve sabah normalden erken uyanip, bir daha uyuyamama ile karakterizedir.
|